Tuhaf Bir Başarı Hikayesi

Arkadaşlar merhabalar,

Sanırım 3 ay kadar bir zaman oldu, yazamadım. İş güç derken maalesef tam anlamıyla, istediğim gibi odaklanamıyorum. Ama aklıma gelen konuları da unutmamak için telefonuma konu başlığını not alıyorum ve ilk müsait vaktimde de yazıyı paylaşmaya gayret ediyorum.

Bugünkü yazımda başlıkta pek bir şey anlamamış olabilirsiniz. Ben de dinlerken film mi izliyorum acaba diye düşünmedim değil. Bana enteresan gelen gerçek bir hikayeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Çalıştığım firmanın deposuna ürün kontrolüne gittiğim bir gün ürünler ambalajlarında bir takım revizeler gerektiğinden 2 bayan işçiyi elleçleme için organize ettirdim. Ben ürün kontrolü yaparken 2 bayan da benim gösterdiğim şekilde ambalajlarda bir takım değişiklikler yapacaktı. Sabah 9’dan akşam 6 buçuğa kadar aynı işlemi yapınca teyzelerle bir takım muhabbetler de oluyor tabi. İşte o muhabbetler sırasında bir tanesi oğlunun 21 günlük bedelli askerlikte bile çok hasta olduğunu, çok zorlandığını söyledi. Ben de öyle mi falan derken muhabbet açıldı. Oğlunun ne okuduğunu sordum. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)’nde Uzay Mühendisliği Bölümü’nü bitirdiğini söyledi. Bitirdi ama bizi de bitirdi dedi. Niye diye sorduğumda 5 yıl sürmesi gereken okulu 8,5 yılda bitirdiğini söyledi. Ben de okulun ve bölümün zor olduğundan bitirmesinin bile çok önemli olduğundan bahsettim. Hatta bu üniversiteyi ve bu bölümü kazanması bile çok büyük başarı olduğunu söyledim. Bunun üzerine kazanması çok tuhaf oldu dedi. Merak edip sorduğumda ise şunları anlattı;

“Benim oğlum 1991 doğumlu fakat 1 yıl erken verdik okula. Süper Lise denilen eğitim kurumlarının en son senesine yetişmişti. Bunu fırsat bilerek; nasılsa Süper Lise’lerin son öğrencisiyiz bizi sınıfta bırakmaları imkansız düşüncesiyle biz çocuğu okula gidiyor zannederken çocuk Kadıköy’lere arkadaşlarıyla gezmelere gidiyormuş. Hatta eve devamsızlığıyla ilgili posta bile göndermişler ama bizim çocuk nasıl olduysa onu da biz görmeden yok etmiş. Sonrasında babasını okula çağırdılar sınıfta kalmaması için çok uğraştı babası ama okul yönetimi devamsızlıktan sınıfta kaldığını söyledi. Nasıl olacak diye düşünürken okul yönetimi Süper Lise’li olup sınıfta kalan 4-5 öğrenciye okulun bir köşesinde bir sınıf açtı. 1 yıl da öyle okudu. Bizim oğlan o az kontenjanlı sınıfta sınıf birincisi oldu. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (ÖSS)’nda yaklaşık 50-60 puan düşük almasına rağmen Süper Lise sınıf birinciliği kontenjanından İTÜ Uzay Mühendisliği Bölümü’ne yerleşti. Okulda okurken de bir firma onu işe aldı ve 3-4 senedir orada çalışıyor.”

Ben bu anlatılanlar karşısında şok oldum tabi. Ben de 1991 doğumluyum fakat ben liseye geçerken Süper Lise olayı son bulmuştu. Çocuğun bu kısmetli kaderi daha çocukken işlenmeye başlamış. Okula bir yıl erken yazılarak Süper Lise kurumunu kaçırmıyor. Son yıl da nasıl olsa Süper Lise’nin son öğrencileriyiz diye rahat davranıyor. Sınıf birincisi olma ihtimali yokken sınıfta kalıyor. E tabi sınıfta kalan diğer 3-4 kişi de onun gibi devamsızlıktan ya da tembellikten kalıyor. Haliyle sınıf birincisi olma ihtimali o kadar yüksek ki, o da bunu başarıyor.

Bu hikayenin devamı nasıl olur bilmiyorum ama bu kısmetle ileride bilim için ülkemizi başarılı olarak temsil eden bir insan olursa hiç şaşırmam 🙂

Kalın sağlıcakla,

Yavuz